"Enter"a basıp içeriğe geçin

TRUMP’IN HİNDİSTAN GEZİSİ NASIL YORUMLANMALI?

ABD lideri Trump ve ailesi 24-25 Şubat tarihlerinde resmi olarak ilk Hindistan ziyaretini gerçekleştirdi. Trump’ın Hindistan ziyareti fazlasıyla coşkulu geçti. İlk durağı Ahmedabad olan Trump, dünyanın en büyük kriket stadyumu olan Motera Stadyumu’nda yüz binleri aşan bir kalabalık tarafından, oldukça şatafatlı bir şekilde karşılandı. Bu şatafatın içine ABD liderinin gelmeden önce alınan güvenlik önlemleri masrafları (3 milyar $’lık iletişim sistemi gibi) ve 22 km’lik yayılan yol gösterisi boyunca gecekondu mahallelerini gizlemek adına alelacele örülen duvarların masrafını da eklemek gerekir. Öte yandan Trump, Hintler tarafından oldukça sevilen bir dünya lideri. Hatta aşırı sağcı Hindular tarafından da İslamcı terörizmin kökünü kazıyacağını söylemesi nedeniyle oldukça seviliyor. Hatta Sena lideri Vishnu Gupta Trump’ın hayranı olduklarını ifade etmiştir. Trump açısından bakıldığında da kendisinin Hindistan’a oldukça önem verdiği görülmektedir. Mevcut ABD liderinin iktidara gelişiyle birlikte ABD’nin Hindistan ile ticareti %40’dan fazla artmıştır. Ayrıca diğer ABD liderleri ile kıyaslandığında Trump dönemi ABD-Hindistan ilişkileri oldukça iyi durumdadır. Zira Soğuk Savaş dönemi göz önüne alındığında, Hindistan-ABD ilişkilerinin bu noktaya gelmesi oldukça önemli bir gelişme olarak görülmektedir.

ABD için Hindistan, dünyanın 5. büyük ekonomisi olarak Hint-Pasifik bölgesinin en önemli ayağını teşkil etmektedir. Ayrıca ABD, Hindistan’ın en büyük ithalat partnerlerinden biridir ve 2018 yılı verilerine göre mal ve hizmet olarak iki yönlü ticaret 142 milyar $’ı aşmıştır. Hindistan’ın son yıllarda ekonomik büyümesi yavaşlamış olsa da dünyanın önemli ekonomik güçlerinden biri olan ve gittikçe büyüyen bir ülke olarak enerjiye olan ihtiyacının giderek artması ise ABD’nin iştahını kabartmaktadır. 2016 yılında ABD’den Hindistan’a olan enerji ithalatı %500 artmıştır ve bu yaklaşık 7 milyar $’a tekabül etmektedir. İki ülke ilişkileri son yıllardaki ticari meseleler nedeniyle oldukça gerilmişti. Buna karşılık, gergin ilişkileri toparlama niyetiyle gerçekleşen Trump’ın ilk resmi gezisiyle ikili ilişkilerin temeli demokrasi geleneği, ortak stratejik çıkar ve iki toplum arası kalıcı bağa dayandırılmıştır. Büyük bir törenle karşılanan Trump, Motera Stadyumu’ndaki konuşmasında Hindistan’ı ve Modi’yi bolca övdü. Bunların yanı sıra ekonomi, enerji, savunma ve güvenlik konuları da bu ziyaretin temel konularındandı. Ticaret önündeki bürokratik engelleri kaldırmak, uzay araştırmaları konusunda işbirliği gibi konular da bu ziyaretin gündem maddelerini oluşturmaktaydı. Hindistan’ı büyük bir pazar olarak gören ABD, bu ziyaret vesilesiyle büyük bir ticaret antlaşması imzalamayı amaçlamış olsa da sadece savunma alanında önemli bir gelişme kaydedilmiştir. İki ülke, son yıllarda Hindistan’a yapılan büyük ABD silah satışlarından en sonuncusu olan 3.4 milyar $’lık bir askeri helikopter sözleşmesi imzalamıştır. Bunun yanı sıra iki ülke arasındaki ticari gerginliklerin, en azından bazı alanlarda, süreceğini öngörmek de mümkün.

Hindistan ile ABD arasındaki mevcut en büyük problem ticaret konusundaki anlaşmazlıklardır. Trump bu ziyaretinde de bu rahatsızlığının altını çizercesine Modi’nin “çok zor bir uzlaşmacı” olduğunu söylemiştir. İkili bu anlaşmazlıkları geride bırakmak amacıyla gerçekleşecek savunma antlaşmasının yapılan en büyük antlaşma olduğunu ifade etmiştir. Yine de son yıllarda giderek büyüyen tansiyon ise durumu daha da karmaşıklaştırmaktadır. Ayrıca her ne kadar ortak çıkar söylemi olsa da iki ülke arasındaki derin stratejik çıkar farklılıkları da Hindistan-ABD arasındaki ticaret anlaşmazlıklarını beslemeye devam etmektedir. ABD’nin en fazla şikayetçi olduğu konu Hindistan’ın uyguladığı vergi ve tarife uygulamalarıdır. Zira Trump, Hindistan’ı “tarife kralı” olarak adlandırarak geçtiğimiz yıllarda rahatsızlığını alaycı bir şekilde dile getirmiştir. Hindistan’ın tarife kanunlarını adil bulmayan ABD, ticaret kolaylığı için Hindistan’a baskı uygulamaktadır.

Trump’ın ziyaretiyle büyük bir ticaret anlaşması imzalanmadığı gibi veri yerelleştirilmesi, motosiklet, gıda, tıp, e-ticaret ve savunma teknolojisi gibi alanlarda bazı uzlaşılamayan noktalar vardı. Örneğin Trump hükümeti, Hindistan’ın ABD’den daha fazla süt ürünü ithal etmesini istemiştir. Hindistan ise bahsi geçen ürünlerin iç organ, kurutulmuş hayvan kanı ve geviş getiren hayvan dokusu ile beslenmiş hayvanlardan elde edilmediğine dair sertifika talep etmiştir. Ancak bu talep ABD’nin Hindistan’a süt ürünleri ihraç etmesini, ürünlerin muhtevası nedeniyle, neredeyse imkânsız kılmaktadır. Hindistan açısından ise bu aynı zamanda süt endüstrisindeki milyonlarca köylü Hint üreticisini korumak anlamına gelmektedri. ABD’nin süt ürünleri konusunda baskı yapmamıştır. Fakat bunun karşılığında, ABD’nin mevcut vize uygulamasından etkilenen Hintler nedeniyle Hindistan’a H1B vize yolunu kapatma ihtimalini yükseltme riski büyüktür. Hindistan ile ticaret konusunda önünde büyük engeller olduğunu gören ABD çok fazla baskı uygulayamasa da diretmeye devam etmektedir. Geçtiğimiz yıllarda ikili arasında gerçekleşen ticari anlaşmazlık nedeniyle Hindistan’ı GSP (Genelleştirilmiş Tercihler sistemi) listesinden çıkaran ABD, Hindistan’ın tekrar bu ayrıcalıktan yararlanma imkânı elde etmesi için 5-6 milyar $’lık ek bir ticaret anlaşması imzalaması konusunda ısrar etmektedir.

Savunma ve güvenlik meselelerinde ise ikilinin daimî söylemi bu gezi vasıtasıyla tekrar vurgulanmış oldu. Zira her iki devlet de açık ve özgür bir Hint-Pasifik bölgesini desteklerken, radikal İslamcı terörizme karşı savaşma sözünü yinelemiştir. Radikal İslamcı terörizm konusu her iki ülke için de oldukça hassas bir konudur. Zira ABD’nin son yıllarda uyguladığı sınır güvenliği politikalarının arkasında bu mesele fazlasıyla öne çıkmaktadır. Tam da bu nedenle Trump, Hindistan’ın son birkaç aydır gündemine oturan CAA konusunda herhangi bir görüş bildirmemiştir. “Her milletin kendi sınırlarını güvence altına alma ve kontrol hakkı vardır” diyerek söz konusu yasa hakkında Hindistan’ın son adımını desteklemiş oldu. Ayrıca kendinin bulunduğu günlerde Delhi’de patlak veren CAA karşıtı protestolar hakkında da bir yorumda da bulunmamıştır.

Küresel olarak bakıldığında ise ABD, Hint-Pasifik’in güvenliğinin sağlanması konusunda Hindistan’ın daha fazla inisiyatif almasını istemektedir. ABD, Çin’e karşı güç olarak desteklediği Hindistan’ın bölgenin ileri karakolu olmasını arzu etmektedir. Bu nedenle de ABD, bölgede barış istikrarını ve kurala dayalı düzeni sağlayacak yetkili bir ordu ile güçlü bir Hindistan istemektedir. Bu politikaları çerçevesince, Güney Asya’da Pakistan yerine Hindistan’a ağırlık veren ABD, 2019 yılında Pulwama saldırısına uğrayan Hindistan’a benzeri görülmemiş bir şekilde yardımda bulunmuş ve Pakistan toprakları dışında faaliyet gösteren teröristlerin BM tarafından tanınması konusunda büyük destek göstermiştir.  Bunun yanında bölgede sadece Çin’e karşı dengeleyici bir güç olarak değil, Amerikan askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından burada da barışı ve güvenliği sağlaması konusunda Hindistan’ın elini taşın altına sokmasını istemektedir. Ancak Hindistan her iki konuda da tam olarak net bir duruş sergilememektedir. Zira Hindistan, Çin’e karşı böyle bir rol üstlenmek istemediğini göstermektedir. Çin ile ilişkilerinde önemli gelişmeler kaydeden Hindistan için böylesi bir rekabet sorgulamadan kabul edebileceği bir konu değildir. 1947’den bu yana bağımsızlığını ve bağlantısızlığını korumaya çalışan Hindistan, aynı şekilde bu duruşunu sürdürmeyi tercih ettiği görülmektedir. Hindistan’ın sergilediği mevcut tavırlardan dolayı da ABD açısından Pakistan hâlâ önemini korumaktadır. Afganistan’dan geri çekilme sürecinde Pakistan’ın mühim bir rolü olacaktır. İşte tam da bu nedenlerle Hindistan ziyaretinde herhangi bir gerginlik olmaması açısından Pakistan’a uğramayan Trump, ABD için önemli bir rol oynayan Pakistan’ın da sırtını sıvazlamadan geri dönmemiştir. ABD’nin Pakistan ile bölgedeki teröristler konusunda birlikte çalıştığını söyleyen Trump, her iki ülkenin liderlerini tanıması ve iyi birer dostluk ilişkisine sahip olması nedeniyle Keşmir sorununun çözümü meselesinde elinden ne geliyorsa yapabileceğini dile getirmiştir. Bu söylemiyle de Hindistan’ı rahatsız etmiştir.  

Öte yandan Hindistan açısından ABD henüz tam olarak güvenebileceği bir konumda değildir. Zira ABD, bir yandan Hint-Pasifik’te Hindistan’a roller biçerken, diğer yandan Hindistan’ı eski teknoloji savaş uçağı olan F-16 almaya zorlamaktadır. Bu ise ülkenin gözünde ABD’nin yüksek askeri teknolojinin kendilerine transferi konusunda isteksiz olduğunu kanıtlamaktadır. 40 yıldır Pakistan tarafından kullanılan ve yenilenen teknolojisiyle F-16’lar ABD’nin gözünde Hindistan’a ithal edilebilecek önemli bir savaş teknolojisi olsa da modern savaş silah teknolojisine sahip olmak isteyen Hindistan için ABD’nin bu tavrı, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığını sorgulatacak mühim sinyaller vermektedir. Bu nedenle Hindistan Rusya, İsrail ve Fransa’dan kolaylıkla temin edebileceği modern savunma teknolojileri için ABD’ye bu konuda boyun eğmek istememektedir. Zira Hindistan’ın ABD ile savunma teknolojisi ve ticareti ile ilgili birçok girişim sonuçsuz kalmıştır. Ayrıca mevcut Hindistan liderinin böyle bir baskıya boyun eğmesi içte de kendi imajını zedeleyecektir. Öte yandan ABD, Soğuk Savaş döneminde Rusya’ya karşı Çin’i desteklemişti. Çin’in bugüne gelme serüveninde o dönemlerde gerçekleştirdiği yardımların önemli bir payı olduğunu düşünen ABD, aynı “hatayı” bugün tekrar etmek istemiyor görünmektedir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, küresel arenada süper güç konumunu korumak isteyen ABD’nin Hindistan’a gereğinden fazla yardımda bulunmak istemediği yorumu getirilebilir.

Diğer bir konu da ABD’nin İran politikasının Hindistan’ın Orta Asya’ya açılan kapısı olan ülke ile olan ilişkilerini sekteye uğratıyor olmasıdır. Hindistan için önemli bir hidrokarbon kaynağı olan ve ABD’ye oranla daha ucuza temin ettiği petrol ve doğalgaz ithalat partneri olan İran ile ilişkilerine Amerikan hükümeti iyi gözle bakmamaktadır. Ayrıca ABD’nin İran, Rusya ve Kuzey Kore ile ticaret yapan ülkelere karşı yaptırım uygulama yasası da (CAATSA) Hindistan’ı zor durumda bırakmaktadır. ABD her alanda Hindistan’ın bir numaralı ithalat partneri olmayı dilese de Hindistan’ın İran, Rusya ve Pakistan ile ilişkileri düşünüldüğünde ikilinin ortak çıkarları yoktur. Tüm bunlara rağmen Hindistan, ABD ile ilişkilerini ticaretten çok daha farklı konular üzerinden ilerletmeyi yeğlemektedir.

Sonuç olarak Trump ve Modi’nin yakın ilişkilerine rağmen ABD-Hindistan ilişkilerinin özünde derin stratejik farklılıklar vardır. Ayrıca ABD, Hindistan’a karşı doğal bir müttefik gibi davranmamaktadır. Trump’ın gezi sırasında sarfettiği sözler de ABD’nin Hindistan’ı hâlâ yeterince ciddiye almadığını göstermektedir. Hindistan için Trump’ın gezisinin en önemli artısı, azalan büyüme oranları ve ülke içinde yaşanan bazı imaj zedeleyici olaylara rağmen dünyanın en önemli liderinin ilgisini çekmeyi başarmış olduğunu göstererek uluslararası arena da kilit bir aktör olarak kalacağının sinyalini vermiş olmasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir