Super 30, Hindistan’ın Bihar eyaletinden Patnalı matematikçi Anand Kumar’ın ülkenin en iyi üniversitelerinden biri olan IIT (Indian Institut of Technology) için 30 fakir öğrenciyi yetiştirme serüvenini anlatan bir biyografi filmi. 2019 yılında gösterime giren filmin başrollerinde Bollywood’un Yunan Tanrısı olarak bilinen Hrithik Roshan ve genç yıldızlardan Mrunal Thakur bulunmakta. Hrithik Roshan, Dadasaheb Phalke Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Film ödülünü kazanan Super 30 filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Super 30 filmi, ülkenin mevcut eğitim sistemine karşı savaş açan başarılı bir matematikçinin hikayesini ele alsa da Hindistan’ı ve Hint karakterini anlama konusunda oldukça önemli bilgiler içeriyor.
Filmde eleştirilen başat konu Hindistan’daki eğitim sistemi sorunudur. Ancak konu Hindistan olunca eğitim sistemindeki sorunlar ve sisteme dair eleştiriler, ülkenin sosyo-dini yapısını ön plana çıkarmaktadır. Bu nedenle, filmdeki diyaloglar üzerinden konuyu değerlendirmek daha uygun olacaktır. İlk dikkat çekici diyalog, Anand Kumar’ın yabancı bir akademik dergide bulunan, kimsenin o güne kadar çözemediği matematik sorusunun çözümünü Cambrigde Üniversitesi’ne gönderme anıdır. Filmin bu kısmındaki diyaloglar Hindistan’ın sosyo-dini düzeni hakkındaki tüm gerçeği ortaya koymaktadır.
Bahsi geçen diyalogdaki cümleleri sırasıyla ele alırsak, Anand’ın bu girişimine posta memurları “İngilizler çözemedi, sen mi çözdün, bir beyaz adam çözemedi sen mi çözdün” diyerek şaşkınlıklarını dile getirir. Bu sözler, İngiliz sömürge yönetiminin bıraktığı büyük bir psikolojik üstünlük algısını yansıtır. İngiliz sömürge yönetiminin alt kıtadaki faaliyet ve politikaları, Hint’in kendine güvenen ve kendiyle gurur duyan karakterine zarar vermiştir. Sömürge yönetimi ile aşağılanan Hint, diyaloğun devamındaki “Anand’ın yazısının yayımlanmasıyla onun İngilizlerden daha yetenekli olduğunu kanıtlamış olacağı” cümlesiyle bu duruma adeta başkaldırır. Yine buna ek olarak, İngilizlerin Hindu dini metinlerinden bilgilerini çaldıklarının dile getirilmesi de aynı başkaldırının eseridir. Buna karşılık Anand’ın posta memuru olan babasının, “kendilerinin bilgiyi yaymanın onu büyüteceğini anlamadıklarını ve kontrol etmeye çalıştıkları için bilginin değerinin öldüğünü” söylemesi yine Hindistan hakkındaki önemli verilerden biridir. Zira Hindular için bilgi kutsaldır. Bilgi kast sisteminin en tepesinde bulunan Brahmanların tekelindedir. Yüzeysel olarak Brahmanların tekelindeki bilginin sadece dini bilgiler olduğu iddia edilse de derin ve nitelikli bir araştırma durumun tam tersini göstermektedir[*]. Zira kast sistemi tanımlanırken Brahmanların sadece din adamı grubu olarak tanımlanması bu tehlikeyi doğururken, Hindistan’da dinin her alana nüfuz etmiş olması da durumu farklı bir çerçeveden bakmayı zorunlu kılar. Diyaloğa devam edersek muhalefet bir posta memuru ise bilgiyi yaymanın kimseye bir yararı olmadığını, zira sadece kralların oğlunun kral olduğunu söyler. Biraz önce değinildiği gibi, kast sistemi ile düzenlenen hayatın her alanı bu algıyı doğurmaktadır. Ayrıca Hindu Dharma’sı da bu durumu gerektirmektedir. Zira mokshaya ulaşmak isteyen her Hindu kastı gereği kendisine çizilen sınır ve görevlere uymak zorundadır. Ancak Anand’ın babası, bu sözlere karşılık “artık devrin değiştiğini ve yönetimi hak edenin tahta oturduğunu” söyler kendinden emin bir şekilde. Görünürde her ne kadar mevcut sistem, hukuksal eşitliği sağlasa da topluma karakterini veren değerler yaşamaya devam ettiğinden anayasal eşitlik kısmen kağıt üzerinde kalmaktadır. Babasının bu sözleri Anand’ın gözlerinin umutla bakmasına neden olur. Ancak kısa bir süre sonra hayatının gerçekleriyle yüzleşen Anand’ın umutları tamamıyla söner.
Hayat Anand’ı zenginlerin çocuklarına eğitim veren başarılı ve artık zengin bir eğitim koçluğuna itmişken, fakir ve kendi çabalarıyla matematik öğrenen Radhe Mohan adlı bir gençle karşılaşan Anand adeta uykudan uyanır ve o çocukta kendi geçmişini görür. Çocuğun babasıyla Anand’ın arasında geçen diyalog, filmin en vurucu ikinci diyaloğudur. Radhe Mohan’ın babası oğlunun bu çabalarının boşa olduğunu düşünür ve Anand ona neden böyle düşündüğünü sorar. Adam ise, en önemli Hindu dini metinlerinden biri olan Mahabharata’dan bir hikaye anlatır. Hikayeye göre Brahman öğretmen Dronacharya, Prens Arjun’dan bile daha iyi bir okçu haline gelen kabile çocuğu Eklavya’dan başparmağını kesmesini ister. Çünkü kast sistemi baz alındığında, Prens Arjun, en iyi okçuluk pozisyonunu korurken, öğretmen Dronacharya da en iyi okçunun hocası olarak bilinmek istiyordu. Her ne kadar dünya Mahabahrata’yı Hint destanı olarak bilse de, bu kutsal kitap Hint toplum yapısını şekillendirme de mühim bir rol oynar. Zira yukarıda geçen diyaloglarla ortaya konan Hint toplum yapısı ve karakteri bu hikaye ile vurgulanır. Bu hikayenin ardından adam, bugün dahi hiçbir şeyin değişmediğini, kralların oğlunun kral olacağını ve öğretmenlerin de Dronacharya gibi sadece prenslere ders vereceğini, sistemin Eklavya’ların başparmağını isteyeceğini ve prenslerin hep en zekiler olarak kalacağını söyler ve şu vurucu soruyu sorar: bu geleneği kim değiştirecek?
Adamın bu sözleri karşısında yukarıda bahsi geçen diyalogları tekrar hatırlayan Anand, sistemi değiştirmek adına herkesi karşına alır ve 30 fakir çocuğa eğitim verir. Eğitim sırasında dışarıdan gelen engellerle uğraşırken, çocukların İngilizce bilmedikleri için yaşadığı psikolojik bir engelle karşılaşır. Zira Hint toplumunda yine sömürge tarihinin bıraktığı derin izlerden biri olan İngilizce bilgisi bir üstünlük algısı olarak önemli bir araç haline gelmiştir. Ayrıca Hindistan’daki dil çeşitliliği de halklar arası iletişim için İngilizce’nin önemini daha da artırmıştır. Elitlerin dili olarak kabul edilen İngilizce vurgusu yapılması da yine filmi Hindistan’ı anlama adına önemli bir materyal haline getirir. Anand Kumar’ın girişim ve başarısı sadece para peşinde koşan eğitim tacirlerine darbe indirme misyonundan fazlasıdır. Zira Anand tüm imkansızlıklar içinde “topluma yeni bir yön verecek” kışkırtıcı bir adım atmıştır. Sonuçta Anand’ın başarısı Hint toplumunda yaşanan sessiz bir devrimin küçük bir çığlığıdır. İşte tam da bu yüzden insanların gözünde büyük beğeni toplayan film, uzmanlar tarafından farklı nedenler gösterilerek “haklı(!)” eleştirilere maruz kalmıştır.
[*] Bu durum, Batılı değerlerin alt kıtaya nüfuz etmesiyle değişmeye başlamış ve modern dünyanın sunduğu fırsat eşitliği, dini bilgiler de dahil olmak üzere, bilginin Brahman tekelinden çıkmasını sağlamıştır. Ancak Hint toplumundaki bu değişimler farklı sorunlara neden olmakta ve değişimin toplumda yarattığı gerginlikler farklı şekillerde kendini göstermektedir. Akademik çalışmalarla da ortaya konan bu durum farklı bir makalenin konusu olduğundan bu yazıda değinilmemiştir.
