Covid-19 pandemisi hiç beklenmeyen küresel bir krizdi. Pandemi nedeniyle tüm dünyada benzer önlemler alındı. Maskeler, kısıtlamalar, dezenfektanlar, temizlik ritüelleri, vs. birçok yeni olgular toplum hayatına nüfuz etti. Ancak dikkatlice bakıldığında bu “krize” her milletin farklı şekilde tepki verdiği görülecektir. Aniden patlak veren pandemi krizi devletleri sadece sağlık, yönetişim, iç-dış politika ve ekonomi gibi alanlarda sınamadı. Devletleri oluşturan toplumların karakteristik özelliklerini de gözler önüne serdi. Esasen bu tip beklenmeyen durumlar toplumların gerçeğini yansıtmasını sağlamaktadır. Hindistan’da yaşananlar ise bunu gözlemlemek adına önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bunun için yaklaşık bir yılda Hint halkının Covid-19’a karşı tepkilerini analiz etmek gerekir.
Covid-19 ve Hindu Tanrıları
Pandemiye rağmen Hint halkı dini vecibelerini yerine getirme konusunda kararlı görünüyordu. Zira Assam’ın bazı bölgelerinde koronavirüse rağmen Durga Festivali kutlanmış ve pandemiye karşı farkındalığın artırılması amacıyla da Covid-19 teması festivalde işlenmişti. Örneğin Assam’da Afet Yönetimi Departmanı’nda çalışan Sanjib Basak topladığı tıbbı atıklarla Tanrıça Durga’nın heykelini yapmıştı. Görevi nedeniyle pandemi sürecinde eczaneleri sık sık ziyaret eden Basak biriktirdiği tarihi geçmiş 300 binden fazla kapsül ve şırınga ile 60 günde idolü tamamlamıştı.
Hint halkı Tanrıça Durga idolü ile pandemi süresinde belki de en çok zarar gören göçmen işçilerin acılarını da sergilemişti. Batı Bengal eyaletinde Durga Festivali nedeniyle yapılan pandallarda (bu yılki tema yardımdı) Tanrıça Durga’nın dört çocuğu olarak tapılan Saraswati, Laxmi, Ganesh ve Kartik gibi idoller de göçmen işçilerin mücadelesini yüceltmek adına kullanıldı. Durga yerine göçmen anne, kucağında Kartik yerine tişörtsüz bir çocuk, Ganesh yerine göbekli bir çocuk tasvir edildi. Tanrıçaların yerine ise ellerinde ördek ve baykuş (mitolojide bu hayvanlar tanrıların aracıdır) taşıyan göçmen işçilerin kızları konuldu.
Hint halkı koronavirüsü asura olarak görmüş ve “coronasura” olarak zihnindekileri söz sanatı ile aktarırken, bunu görsel sanata dönüştürmeyi de ihmal etmemişti. Hinduizm’de şeytan figürünü temsil eden asura, korona ile özdeşleştirilmişti. Bu kez ise mitolojiye atıfta bulunarak Tanrıça Durga üç başlı mızrağı yerine elinde şırıngasıyla coronasurayı öldüren bir doktor olarak resmedilmişti. Dört çocuğu ise Covid savaşçıları olarak addedilen polis (Ganesh), hemşire (Laxmi), öğretmen (Saraswati) ve temizlik işçisi (Kartik) olarak tasvir edilmişti. Bu tür örneklerin Bengal’den çıkması da tesadüf değildi. Zira Bengal’de yaratıcılık ibadetin bir parçasıdır ve dinin duygulara hitap etmesi esastır.
Bir diğer uygulama ise Assam, Bihar ve Kerala gibi eyaletlerde koronavirüse “tanrıça” olarak puja düzenlenmesiydi. Assam ve Bihar’daki insanların çoğu, özellikle kadınlar, koronadan kurtulmanın tek yolu olarak gördükleri Corona Devi Puja denilen bir ritüel bile düzenlemişti. Andra Pradesh, Madya Pradesh, Maharashtra gibi eyaletlerde ise gerek polis memurları gerekse bazı vatandaşlar koronavirüse karşı farkındalığı artırmak için ölüm tanrısı Yamaraj gibi giyinerek sokaklarda gezinmişti.
Bir Oxford dergisinde ise Bhagavad Gita’daki Krishna’nın Arjuna’ya sunduğu öğretilerin Covid ile mücadelede bugünün dünyası için önemli dersler verdiği belirtilmişti. Hastaneler, Hindu kutsal kitabında savaşın geçtiği Kurushetra’ya benzetilirken, sağlık çalışanları da bugünün Arjunaları olarak nitelendirilmişti.
Koronavirüse Karşı Ayurveda
Bir diğer konu ise Covid-19’a karşı herhangi bir efektif ilaç ya da aşı geliştirilemediği için insanların bağışıklığı güçlendirmek için eski bitkisel formüllere yönelmesiydi. Hindistan özelinde ise bitkisel ilaçlara yönelim daha “resmi”ydi. Zira Modi hükümeti öncülüğünde 2014 yılında Hindistan’ın kadim bilgeliğini yansıtan, bugün alternatif tıp yöntemleri olarak adlandırılan Ayurveda, Yoga, Unani, Siddha ve Homeopati’yi bünyesinde toplayan Ayush Bakanlığı kurulmuştur. Ancak Ayurvedik ilaçların resmileştirilme çalışması 2003 yılında yayınlanan pharmacopoeia adındaki ilk resmi listeye kadar geriye götürülebilir.
Pandemi sürecinde Ayush Bakanlığı asemptomatik Covid vakaları için bir rehber yayımladı. Covid’i önlemek, hafif semptomları tedavi etmek ve Covid sonrası kişisel bakım için yoga, zerdeçal, kadha, Ayush 64 tableti (Ayush Bakanlığı tarafından geliştirilen anti-sıtma ilacı), guduchi, pippali ve ashwagandwa gibi bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olacağını iddia ettiği tavsiyelerde bulundu. Yine hükümet, Jan Aushadhi mağazalarında Ayurvedik ilaçlar satma kararı verdi. Çiftçiler de Ayurvedik bitkiler yetiştirmesi için hükümet tarafından teşvik edilmektedir. Modi hükümetiyle birlikte Ayurvedik ilaçlara ayrılan bütçe ikiye katlansa da ilaçların güvenilirliği ve verimliliği konusu hala tüketici açısından çekinceler oluşturmaktadır. Ancak Hindistan için Ayurvedik ürünler üzerine doğru yatırım ve politikalar yürütüldüğünde önemli bir ihracat kalemi haline geleceği düşünülmektedir. Zira dünyanın eczanesi olarak nitelenen Hindistan doğal tıp ürünleri ile dünya marketlerine nüfuz edebilme fırsatına sahiptir.
Ayush Bakanlığı’nın tavsiyelerinin yanı sıra haldi dooth (zerdeçallı süt) ve kadha denilen eskilerin ot karışımları da bu süreçte moda oldu. Bunlar ve benzeri içecekler kafe menülerine eklendi. Bağışıklığı güçlendirmek için farklı baharatlarla hazırlanan tatlı ve ekmek gibi ürünler vitrinlerde yerlerini aldı. Koronavirüs ile birlikte önleyici tıp ve kişisel hijyen tüketicinin en fazla önem verdiği konular haline geldi. Bunların yanında dini figürler de Covid-19’un tedavisi konusunda adımlar attı. Örneğin Baba Ramdev olarak tanınan ünlü bir Hindu din adamı öncülüğünde Coronil adlı Ayurvedik bir ilaç piyasaya çıkarıldı. Fakat ilacın güvenilirliği ve verimliliği ile ilgili tartışmalar hala sürmektedir.
Covid ve Hinduizm
Pandemi boyunca tüm dünyada vurgulanan temel kavram sosyal mesafeydi. Ancak sosyal mesafenin sağlanması ve sürdürülebilirliği de farklı toplumlarda değişik dinamikleri ortaya çıkardı. Hindistan özelinde sosyal mesafe bir yandan kast pratiklerini tekrar gün yüzüne çıkarmaktaydı. Sosyal mesafenin öneminin Hint kültüründe açık bir karşılığı olan Hint tarzı selamlaşma ise trend oldu. Covid-19’un yayılmasından korkan dünya liderleri dahi Hint tarzı selamlaşmayı tercih etti. Hindistan başbakanı Narendra Modi de dünyanın temassız selamlaşma tarzına giderek adapte olacağını belirtmiş ve “namaste” selamlaşma biçimini teşvik etmişti. Buna karşılık, dışarıdan paradoksal olarak görülse de, kast içi sıkı ilişkiler nedeniyle topluluk bilinci yüksek bir toplumda sosyal mesafeyi sağlamak zordu. Ayrıca koronavirüse rağmen sosyal dışlanma korkusu Hint halkına dini tören ve düğünlere katılımı da zorunlu kılıyordu.
Diğer bir konu ise koronavirüsün dini pratikleri de dijitalleştirmesiydi. Kısıtlama boyunca birçok tapınak, inananlarla bağlantıda kalmak için Facebook sayfaları başta olmak üzere, canlı puja ve darshan törenleri düzenledi. Güne bir tapınağı ziyaret ederek başlayanlar, bu ritüelleri online olarak yerine getirdi. Örneğin Uttar Pradesh eyaletindeki birçok tapınak web üzerinden aarti ve darshan gibi ritüelleri gerçekleştirdi. Dindaşlarına online olarak ulaşanlar sadece Hindular değildi. Amritsar’daki büyük Sih tapınağı olan Golden Temple da Facebook sayfasından kirtan gerçekleştirdi. Sadece sosyal medyadan değil, özel bir kanalda sabah-akşam birkaç saat boyunca bu ritüeller yayınlandı. Tüm dünyadan milyonlarca kişi tarafından bu canlı yayınlar takip edildi. Benzer uygulamalar Müslüman ve Hristiyan kesim tarafından da gerçekleştirildi. Ancak bu uygulamalara karşı çıkanlar da vardı. Zira tapınaklara gerektiği gibi saygı gösterilmediğinde Tanrı’nın kendilerini cezalandıracağına inanıyorlardı.
Covid nedeniyle ölen Hinduların cenaze törenlerini gerçekleştirme konusunda da Hindular tarafından çekinceler yaşandığı medyaya yansıdı. Hatta vefat eden bazı Hinduların son törenlerinin Müslüman komşuları tarafından gerçekleştirildiğinin örnekleri çokça görüldü.
Tabi ki de aşırı söylemler de yok değildi. Zira Ram Tapınağı’nın inşasının pandemiyi bitireceği, Pragya Thakur’un Covid’i yok etmek için Hanuman Chalisa’yı okuyun tavsiyesi bunlardan bazılarıydı. Kutsal ineğin idrarının tüketimi tavsiye edilirken, koronavirüs felaketi vejetaryen beslenme kuralına uymama nedeniyle Tanrı tarafından bir ceza olarak yorumlandı. Benzer şekilde dini hassasiyetler aşının bulunmasıyla birlikte kendini göstermeye devam etti. Hindular Çin aşılarında inek kanı olmadığına dair bir belge talep ederken, Müslümanlar ise aşının domuz ürünü ihtiva edip etmediğine dair endişelerini dile getirdi.
Sonuç olarak Hint halkı Covid-19 krizini tam olarak bir Hint insanı gibi karşıladı. Tüm kısıtlamalara rağmen ibadetlerini yerine getiren, koronavirüse karşı kendi özünde bir cevap aramaya çalışan ve pandemi ile mücadele ederken sosyal kodlarını harekete geçiren bir Hindistan toplumuyla karşı karşıyaydık. Her ne kadar Covid krizi tüm dünyayı yeni bir düzene doğru sürüklese de milletlerin onu nasıl karşıladığı doğan bu yeni düzende dikkatlice bakıldığında “değişmeyecek” konuları işaret etmektedir.
