Hindistan’da Modi hükümeti önderliğinde 27 Eylül 2020 tarihinde tarım alanında reform teşkil eden üç yeni yasa tasarısı kabul edildi. Bu yasalarla tarımsal pazarlara erişimin serbestleştirilmesi, tarımsal ürünlerin depolanmasının önündeki mevcut engellerin kaldırılması ve çiftçilik sözleşmesinin kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.
Ancak hükümetin beklentisinin aksine çiftçiler yeni yasaları benimsemedi ve yasalara karşı büyük bir protesto hareketi düzenlendi. Ülkede 400’den fazla çiftçi organizasyonu kabul edilen tarım yasaları nedeniyle hükümeti protesto etmek için bir araya geldi. 26 Kasım 2020 tarihinde çiftçiler “Dilli Chalo” (Delhi’ye gidelim) sloganları atarak süresiz grev ilan etti. Çiftçilerin çoğunluğu Haryana ve Punjab eyaletlerinden olmakla birlikte protestoya Rajasthan, Uttar Pradesh ve Madhya Pradesh gibi eyaletlerden de katılım gerçekleşti. Bharatiya Kisan Union (Hindistan Çiftçiler Birliği) ve diğer çiftçi örgütleri bir protesto mitingi için 10 Eylül’de BJP önderliğindeki Haryana hükümetinden izin istemişti ancak eyalet hükümeti, koronavirüs salgını nedeniyle kendilerine izin vermemiş ve bu süre zarfında bir protesto yapılmasının doğru olmayacağını söylemişti. Ancak çiftçiler hükümete aldırış etmediler ve 100’den fazla çiftçinin traktörlerini protesto alanına sürdüğü ve bu nedenle bazılarının “traktör protestosu” olarak adlandırdığı bir miting düzenlendi ve “Çiftçileri kurtarın, mandileri (eyalet hükümetleri tarafından düzenlenen pazar yeri) kurtarın” sloganları attılar.
Hükümet bu yürüyüşü durdurmak için elinden geleni yaptı. Barikatlar kurdular, tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandılar ve bir yerde, yaya gelen çiftçilerin geçmelerini engellemek için karayolunu tam anlamıyla kazdılar. 1973 tarihli Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 144. bölümü Haryana’nın birçok yerinde uygulandı. Otobüs seferleri askıya alındı. Hatta 100’den fazla çiftçi sendikası üyesi tutuklandı. Yine Tamil Nadu ve Karnataka’da 500’den fazla çiftçi tutuklandı. Polis ve hükümetin tüm engellerine rağmen çiftçiler Delhi’ye ulaşmayı başardı. 29 Kasım’da Delhi polisi protesto eden çiftçileri tutuklamak için Delhi hükümetinden 9 stadyumu geçici hapishanelere dönüştürmek için izin istedi. Ancak Delhi hükümeti Aam Aadmi Partisi tarafından yönetildiğinden Delhi polisi bu isteğine ulaşamadı. BJP hükümetinin iktidarda olduğu Uttar Pradesh’te ise çiftçilerin toplanmasına ve protesto etmesine izin verilmedi. Yine Uttar Pradesh hükümeti, protestolar için broşür ve posterlerin basılmasına bile son verdi. Shiromani Akali Dal, Punjab’ta BJP ile ittifak içindeydi, ki eyaletteki en eski müttefikiydi. Tarım reformu yasaları geçtikten sonra ittifakı bıraktı. Rajastan’daki Rashtriya Loktantrik Partisi (RLP) de çiftçilere aldırış etmezlerse hükümeti Ulusal Demokratik İttifakı’nı (NDA) bırakmakla tehdit etti.
Öte yandan çiftçiler sadece hükümetin engelleriyle değil, medyada kendileri hakkında çıkan karalama haberleriyle de mücadele etmek zorundaydı. Protestocular medyada Khalistan taraftarı, şehirli naxallar, liberaller, tukde tukde gang (BJP ve onun sempatizanları tarafından muhalifleri fitne ve ayrılıkçılığı destekledikleri iddiasıyla suçlayan aşağılayıcı bir siyasi slogan) ve Congress (Kongre Partisi) tarafından finanse edilen protestocular gibi farklı sıfatlarla nitelendi. Ayrıca protestoculara Covid-19’un yayılmasına neden olan bir başka topluluk (Tebliğ Cemaati’ne atıf) gözüyle bakıldı. Hükümetin çiftçi protestoculara karşı en çok zikrettiği söylem ise onların yeni yasalar hakkında yanlış yönlendirildiğiydi. Yine medyaya hükümetin uzlaşma çabalarına rağmen protestocuların buna yanaşmadığını ima eden haberler de yansıdı. Kısacası sorun, ülkede herhangi bir konuda protesto eden kesimlerin ötekileştirilmesiydi, tıpkı CAA-NRC yasalarına karşı yapılan protestolar ve öğrenci protestoları gibi. Eylül ayında birleşen Punjab ve Haryana’daki çiftçi sendikalarının birçoğunun liderinin sol ve aşırı sol partilerle bağlantısı olmasına ve mücadelelerinin siyasileştirilmesine rağmen protesto eden çiftçiler kendilerini siyasi partilerden uzak tutmaya çalıştılar.
Tüm bu direnişlerin sonunda ise Delhi polisi nihayet çiftçilerin Delhi’de barışçıl gösteriler düzenlemesine izin verdi. BJP, anlaşmazlıkları çözmek için çiftçilerle koşulsuz görüşmeler yapma isteğini dile getirdi. Sonuç olarak merkezi hükümetin ve medyanın bu protestolara tepkisi son derece şok edici oldu ve ülkenin demokrasisi ve ifade özgürlüğü konusunda ciddi bir soruyu gündeme getirdi.
Yasanın getirdiği değişiklikler
Yeni düzenlemelerle Hindistan hükümeti tarım sektöründeki tüm kısıtlamaları kaldırmayı planlamaktadır, kısacası tarım sektörü liberalleşmektedir. Hükümet, pazarı özel sektöre açıp, daha büyük tarım işletmelerinin çiftçilerle doğrudan ilişki kurmasını ve bölünmüş pazara erişimde kolaylığın artarak tedarik zincirinin modernize edilmesini amaçlamaktadır. Ayrıca eyaletler içi ve eyaletler arası ana tarımsal malların ticaretinin önündeki engellerin kaldırılması hedeflenmektedir.
Hükümete göre yeni yasalar çiftçi, toptancı, perakende devi veya ihracatçı olan herkesi satış yapmaları için koruyacak ve güçlendirecek. Alıcı, çiftçileri aldatmaya kalkarsa onları koruyacak yazılı sözleşmeleri olacak ve gelecekteki ürünleri bugünden satabilecekler. Pazarlama ve taşımada maliyetlerin düşmesi gibi çiftçilere önemli yararlar sağlanacak. Değişikliklerle birlikte ise mandilerin dışında kalan alanlarda alım-satım vergileri olmayacak. Böylesi bir değişiklikle mandiler yerine bu vergisiz pazarlar daha cazip durumda olacak. Bu durumda da alıcı, vergi ödemeyeceği pazar yerlerine yönelirken, çiftçilerin mandilerde ürün satmanın kazandırdığı avantajlar işlevsiz hale gelecektir.
Diğer yandan protestocuların çoğunluğunu Punjab ve Haryana çiftçileri oluşturmakta ve bunların %70-80’i minimum destek fiyatından (MSP) yararlanmakta. Ancak MSP’den yararlanan ülke çapındaki çiftçilerin oranı yalnızca %6’dır. MSP ise çiftçilerin ürünlerini sadece mandilerde satmaları koşuluyla verilmektedir. Çiftçilerin kalan %94’ü ise mandilerin dışında satış yapmakta ve özel ticarete dolayısıyla pazara bağımlı durumdalar. Yani diğer eyaletlerdeki çiftçiler ise MSP’den yararlanamamakta. Kısacası mandilerin büyük bir nüfuzu bulunmamakta. O halde çiftçilerin asıl endişe kaynağı nedir?
Protesto eden çiftçiler yeni düzenlemelerle Hindistan tarım sektörünün özelleştirileceğine inanmaktalar. Dolayısıyla büyük şirketlerin, tarım sektöründe tekeller kurarken çiftçileri de kolaylıkla sömürebileceklerini düşünmekteler. Değişikliklerle birlikte mahsullerin tedariki özel şirketlerin alanına gireceğinden, çiftçilere bugün aldıklarından daha düşük bir ücret ödeneceğini dile getirmekteler. Bu haklı endişelerinin yanı sıra ülkedeki çiftçilerin çoğu, çokuluslu şirketler tarafından yapılan uzun sözleşmeleri anlamak ve onlarla yasal mücadeleler vermek için gerekli bilgiye de sahip değildir.
Hali hazırda Hindistan tarım sektörü iki farklı sisteme tabi olması nedeniyle ikilik yaratıyor gibi görünse de bu durum çiftçilere ürünlerini satma konusunda seçim özgürlüğü de sunmaktadır. Hint hükümeti yeni düzenlemelerle “tek millet, tek pazar” sloganıyla çiftçilerin ürünlerini istediği yerde istediği fiyata satabileceğini söylemekte fakat ülkedeki çiftçilerin %86’sı zaten ürünlerini başka bir bölge ya da eyalette satabilme kapasitesine sahip değildir. Yine çiftçiler, 2006 yılında Bihar’da hükümetin mandileri ve aracıları kaldırdığını, bu nedenle buğday fiyatlarının orada çok yükseldiğini ve Biharlı çiftçilerin bu nedenle acı çektiğini, kendilerinin de aynı duruma düşmek istemediklerini dile getirmekteler. Sonuç olarak çiftçiler, MSP’nin yazılı güvencesini ve üç tarım yasasının geri çekilmesini istiyorlar. Ayrıca mandi sisteminin sürdürülmesini ve kredilerin ödenmesini talep etmekteler.
Diğer bir konu ise mevcut değişikliklerle zarar görecek olan sadece çiftçilerin olmaması. Çiftçiler ürünlerini kayıtlı APMC pazarlarının dışında satarlarsa eyaletler de mandi ücretleri toplayamayacaklarından gelir kaybedecekler. Ayrıca tarım ticaretinin mandilerden çıkması durumunda, tarım ekonomisinin ve binlerce çiftçi için hayati önem taşıyan komisyoncular/aracılar da bu ticaret sirkülasyonunun dışında kalacak. Böyle bir durumda ise çiftçiler MSP tabanlı tedarik sisteminin bile sona erebileceğinden endişe etmekteler. Yine Hindistan Ulusal Tarım Pazarı çevrimiçi platformu olan E-NAM da mandileri kullanmaktadır. Yeni yasalarla birlikte, mandi sisteminin olası zayıflama ihtimaline karşılık bahsi geçen platformlar da zarar görecektir.
Tarih tekerrür eder mi?
Hindistan’da çiftçilerin huzursuzluğu uzun yıllardır süren bir konu, dolayısıyla mevcut protestolar çiftçilerin ilk hak arayışı değil. Ancak niceliği nedeniyle özellikle Modi’nin iktidara geldiğinden beri karşılaştığı en büyük protesto. Ve mevcut durum Modi’nin söylemleri ve politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde ortaya farklı bir tablo çıkıyor. Ve yine bu tablo 1970’lı yıllarda Indira Gandhi Hindistan’ını hatırlatıyor. Nasıl mı?
Indira Gandhi, 1975 yılında olağanüstü hâl ilan ettiğinde ülkedeki tablo tam olarak merkez-eyalet ilişkilerindeki derin bir bozulmayı resmediyordu. Indira Gandhi’nin merkezi kuvvetlendirme çabaları ve federal kurumlardaki bozulmalar, Hint karakterinin tabî bir dışa vurumu olan kuvvetli bölgeciliğe ve federalizme fazlasıyla zarar vermekteydi. Zaten, 1975’teki politik krizin arkasındaki temel neden değerlendirildiğinde Gandhi’nin Hint karakterine uymayan bu politik adımlarının olduğu görülecektir.
Bugüne dönersek, Modi ve hükümetinin “tek ulus, tek pazar”, “tek ulus, tek vergi”, “tek ulus, tek dil”, “tek ulus, tek seçim” gibi sloganlarıyla yönetim çeşitliliğini aynı merkezi kalıba dökmeyi hedefledikleri görülmektedir. Bunun yanı sıra Modi’nin anayasayı değiştirme söylemleri de bu niyetlerini gerçekleştirme konusundaki istekliliğinin boyutunu ortaya koymaktadır. Modi’nin bu söylemleri çerçevesinden değerlendirildiğinde çiftçilerin huzursuzluğunun kökeninde, eyaletlerin güçlerini merkeze kaptırdığına dair artan bir algı olduğu görülecektir. Zira Hindistan anayasasına göre tarım, eyaletlerin yetki alanına girmektedir. Bu sebeple pazara müdahale etme konusunda eyaletlerin daima inisiyatifleri olacak demektir. Dolayısıyla söz konusu yeni yasalar eyalet hükümetlerinin nazarında yetkilerinin gaspı ve federalizme karşı bir saldırı olarak görülmektedir.
Ve yine 1980’lı yıllara gidersek o dönem yaşanan olayların kahramanları, bugünkü gibi merkez ve Sihlerdi. Bugün de protesto eden çiftçilerin çoğunluğunu Sihler oluşturmaktadır. Bu nedenle ki, BJP-RSS kanadının Sihlerle olan ilişkisi çiftçilerin protestosu vesilesiyle sorgulanmıştır. BJP ve onun ideolojik kanadı Sihleri, Hindulardan ayırt etmeyip, onları da Hinduizm’in bir parçası olarak görmekteydi. Buna rağmen BJP, Sihlerin çoğunluğunu teşkil ettiği Punjab eyaletinde iktidara gelmeyi başaramamıştı. Üstelik son yaşananlar nedeniyle Punjab ve Haryana’lı çiftçilerin ayrılıkçı olarak nitelendirilmesi, BJP ile Sihler arasındaki uçurumu derinleştirme tehlikesi içindedir. Eğer Modi tarihin tekerrür etmesini istemiyorsa, Hindistan’ı yeni Çin haline getirme yolunda iş yapmayı kolaylaştırmak adına ülkedeki ikili sistemi düzene koyma çabası yerine ülkesinin gerçekleri doğrultusunda politikalar yürütmek zorundadır.
Son olarak, serbest piyasaya inanan Batı’da dahi tarım sektörü hükümetlerin sağladığı tarımsal sübvansiyonlarla hayatta kalmaktadır. O halde bu sistem Hindistan gibi iç liberalizmini tam olarak gerçekleştirmemiş bir ülkede nasıl başarılı olacaktır? Zira devletin geri çekilmesiyle pazar, işletmeler ve büyük şirketlerin zalimlikleriyle karşı karşıya kalacaktır, ki neo-liberalizmin tüm dünyada neden olduğu sorunlar gün gibi ortadadır. Eğer çiftçilerin neo-liberalizme ve kapitalizme yem edilmesi önlenmek isteniyorsa çiftçilerle birlikte hareket edilerek mevcut sistem üzerindeki eksiklikler üzerine düzenlemeler yapılmalıdır. Bu protestoların sonucu tarımın geleceği için değil, aynı zamanda Hindistan’daki ekonomik reformlar ve merkez-federal ilişkileri müzakerelerinin geleceği için de önemli bir dönüm noktası teşkil edecektir.

Hey there! This is my first visit to your blog! We are
a group of volunteers and starting a new initiative in a community
in the same niche. Your blog provided us useful information to work on. You have done a marvellous job!
We are a bunch of volunteers and opening a new
scheme in our community. Your site provided us with helpful information to work on. You’ve done a formidable task and our whole group will
probably be thankful to you.