Nepal ile sorun bu işin neresinde?
Nepal, Mayıs 2020’de yeni bir ülke haritası yayınlamış ve Hindistan ile yeni bir anlaşmazlığın doğmasına sebep olmuştur. Çekişmenin konusu, Nepal-Hindistan ve Çin (Tibet) arasındaki Kalapani-Limpiadhura-Lipulekh kavşağıdır. 3600 m rakımda, Kali Nehri’nin kıyısında yer alan Kalapani bölgesi, Hindistan’ın Uttarakhand eyaletinin doğu sınırında ve Nepal’in batısındaki Sudurpashchim Pradesh eyaletindedir. Her iki taraf da çekişmenin konusu olan bölgenin kendi ülke topraklarının bir parçası olduğunu iddia etmektedir ki Hindistan, Kasım 2019’da bu bölgeyi yayınladığı haritaya dahil etmişti. 8 Mayıs 2020’de ise Hindistan, tartışmalı toprak parçası üzerinden geçen Tibet sınırında Uttarakhand’ı Lipulekh ile bağlayan 80 km’lik bir yol açtığını duyurduğunda iki taraf arasındaki anlaşmazlık körüklenmişti. Bölge, Hindistan ve Nepal için stratejik öneme sahip olsa da mesele, her iki tarafın en doğru olduğunu iddia ettiği tarihsel kartografik kanıtlar üzerindeki anlaşmazlık ile karmaşıklaşmaktadır. İngilizlerin 19. yüzyılda Hint alt kıtasında güçlenip kuzeye doğru açılmasıyla, dönemin Nepal Krallığı’nın sınırına ulaşması sonucu iki güç arasında bir sınır anlaşmazlığı doğmuştur. İngilizler Tibet ile ticaret yapmasına engel teşkil ettiğinden 1 Kasım 1814’te Nepal’e savaş ilan etmiş, 1815’te Nepal toprakları olan Garhwal ve Kumaon’u işgal etmiş ve bir yıl sonra Sugauli Antlaşması’nın imzalanmasıyla savaş sona ermiştir. İngilizlerle yapılan antlaşmaya göre Kali Nehri, bugüne kadar geçerliliğini koruyan Nepal’in batı sınırı olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, Kalapani-Limpiadhura-Lipulekh’i oluşturan toprağın bugünkü Hindistan veya Nepal’in bir parçası olup olmadığı konusundaki anlaşmazlığa yol açan konu ise Kali Nehri’nin kesin konumu hakkında net bir fikir birliğinin olmamasıdır.
İlginç bir şekilde Nepal ile Çin güncel sorunu eş zamanlı olarak nüksetmiştir. Bu açıdan Nepal’in yeni haritası farklı bir portre çizerken, Nepal hükümetinin içinde bulunduğu iç siyasi karışıklık nedeniyle böyle bir adım atmış olabileceği de düşünülmektedir. Zira hükümet partisi olan Komünist Parti içindeki çatlaklar Hindistan’ı da etkilemektedir. Nepal’in iktidar koalisyonunda devam eden çekişmenin ise Çin lehine işlediği görülmektedir. Nepal’in revize bir harita yayınlaması ise bu çerçevede hem Nepal Başbakanı Khadga Prasad Sharma Oli’nin kavga koalisyonunda üstünlük sağlama ihtiyacını hem de Çin’in talimatlarını gerçekleştirmesi olarak anlaşılmaktadır. Zira Nepal Komünist Partisi’nin önemli toplantısından birkaç gün önce Çin Büyükelçisi Hou Yanqi’nin üst düzey liderleriyle bir dizi toplantı düzenlediği bir sır değildir.
Oli, parlamentodaki konuşmasında Hindistan ve Nepal’in paylaştığı 1.800 km’lik sınırın bir parçası olan Kalapani-Limpiyadhura-Lipulekh bölgesini “ne pahasına olursa olsun” geri kazanmayı vaat etmiştir. 2015 yılında Hindistan ve Çin, şu anda Hindistan ve Nepal tarafından tartışılan Lipulek geçişini ticaret için kullanmaya karar vermişti. Buna karşılık Nepal bu konuda itirazlarda bulunmuş ve Hindistan’ın endişelerini gidermek için çok az şey yaptığını belirtmiştir. Ve Hindistan’ın Nepal’e olan büyük ağabey tavrı Nepal’i Çin’e yönlendirmiştir. 2015 yılında Nepal’in anayasa değişikliği Hindistan tarafından belli yaptırımlarla protesto edilmesi de Nepal’i Çin’e iten sebeplerden olmuştur. Tam da bu duygular üzerine Nepal, Covid-19’u “Hint virüsü” olarak nitelendirmiş, Hint virüsünün Çin virüsünden daha ölümcül hale geldiğini, milli Sathamev Jayate amblemindeki (Oli, bunu söylerken amblemin gerçek adı yerine Singham Jayate olarak söylemiştir) aslanların Hindistan’ın hegemonik tasarımlarını temsil ettiğini söylemiştir. Sonuç olarak Hindistan, hem coğrafi konum hem de kültürel olarak kendisinin en yakın komşusunu rakibi Çin’in kucağına itmiştir. Bu çerçevede Hindistan’ın efektif bir yakın çevre politikası geliştirmesi gerekmektedir.
Gerçek Düşman Pakistan Değil
Bir diğer konu Çin’in Pakistan ile olan yakın ilişkisi. Hatta çatışmanın ortasında gelen Pakistan ile yapılan yeni proje duyurusu da Hindistan’ı oldukça rahatsız etmiştir. 1980 yılında ortaya atılan ve 2006 yılında General Pervez Müşerref tarafından onaylanan dünyanın en yüksek silindirli kompakt beton barajı olması planlanan Diamer-Bhasha Baraj Projesi için Pakistan Ordusu şimdi Çin ile milyarlarca dolar değerinde anlaşma yapmıştır. Barajın, %70 hisse ile devlet tarafından işletilen China Power şirketi ve %30 hisse ile Pakistan Ordusu’nun ticari kanadı Frontier Works Organisation (FWO) tarafından ortaklaşa inşa edileceği açıklanmıştır. Pakistan, Indus Nehri boyunca bir mega baraj inşa etmek için Hindistan’ın muhalefetine rağmen uluslararası kurumlardan para toplamak için mücadele etmişti. Hem Dünya Bankası hem de Asya Kalkınma Bankası (ADB) Hindistan’ın muhalefeti nedeniyle kendilerini projeden uzaklaştırmıştı. Dünya Bankası Pakistan’dan Hindistan’ın projeyi reddetmediğine dair bir belge almasını istemiş, 2016 yılında ADB de bölgenin tartışmalı doğası nedeniyle projeye fon sağlamayı reddetmiştir. Bunun üzerine Pakistan Yüksek Mahkemesi, Temmuz 2018’de Diamer-Bhasha ve Mohmand barajlarına bağış toplamak için bir fon oluşturmuş ve Yüksek Mahkeme’nin web sitesinde bu rezervuarların yapımı adına özellikle bağış toplanmıştı. Şimdi ise Pakistan’ın 40 yıllık Gilgit-Baltistan baraj projesi Çin’in yardımıyla gerçek olacak gibi görünmektedir. Hindistan, 2028 yılında bitmesi planlanan baraj ile Pakistan’ın yasadışı olarak işgali altındaki bölgelerde yürüttüğü inşaat projelerinin ‘uygun olmadığını’ söyleyerek tepki göstermiştir. Hindistan, her iki ülkeye de mevcut endişelerini belirtse de Çin, bahsi geçen projede yer almasının nedeni olarak yerel halkın refahını teşvik etmek için “kazan-kazan” ikili işbirliğinin bir parçası olduğunu söylemiştir.
Bunun yanında zaten Çin ve Pakistan, her iki ülkeyi birbirine bağlayacak olan ve 60 milyar dolarlık Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nu (CPEC) inşa etmekte ve Nisan 2015’te duyurulan bu proje Hindistan’ı oldukça rahatsız etmektedir. Son olarak ise 21 Ağustos günü Çin ve Pakistan’ın dışişleri bakanlarının gerçekleştirdikleri ikinci yıllık stratejik diyalogunda yakın ikili ilişkilerini, Keşmir meselesini, CPEC’deki ilerlemeyi ve Afgan barış sürecini geliştirmenin yollarını tartışmışlardır. Hindistan ise Çin ve Pakistan’ın ortak açıklamalarında, iç meselesi olarak kabul ettiği Jammu ve Keşmir’den bahsedilmesinden dolayı duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş ve CPEC ile ilgili endişesini yinelemiştir.
Nisan 2020’de Çin, CPEC’yi güçlendirmek amacıyla Pakistan’ın 1963’te kendisine verdiği Gilgit-Baltistan’daki Shaksgam Vadisi’ne giren bir bölge olan Taxkorgan’da yepyeni bir yüksek irtifa havaalanı inşa ettiğini duyurmuştur. Ayrıca Kohala Projesi’nin duyurulması da Çin’den Hindistan’a Pakistan üzerinden bir mesajdı. İlginç bir şekilde Nepal’in ardından Pakistan da 4 Ağustos tarihinde yeni bir harita yayınlamış ve bazı Hindistan topraklarını kendi ülke haritasına dahil etmiştir. Çin ise Pakistan’ın bu adımına karşılık, daha genel ve yumuşak ifadeler kullanarak (geçen yıl Hindistan’ın anayasa değişikliğini kabul edilemez olarak lanse etmişti) tek taraflı statüko değişimlerinin yasal olmadığını, iki ülkenin barış içinde diyalog yoluyla farklılıkların üstesinden gelmesi gerektiğini açıklamıştır. Yine 23 Ağustos günü Çin’in yabancı bir donanmaya sattığı en büyük savaş gemisi olan güdümlü bir füze fırkateyni Pakistan’a satılmış ve bu, Çin’in askeri ihracat sektörü için “önemli bir kilometre taşı” olarak lanse edilmiştir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde, Hindistan’a karşı Çin eliyle güçlendirilmeye çalışılan bir Pakistan’ın var olduğu ve asıl odaklanılması gereken “düşman”ın Pakistan değil, Çin olduğunun idrak edilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan Çin, Hindistan’a karşı görece iyi ilişkiler içinde olduğu Nepal, Sri Lanka ve Bangladeş kartlarını da stratejik bir şekilde kullanmaktadır. 1 Temmuz 2020 itibariyle Çin, Bangladeş’in Pekin’e yaptığı ihracatın % 97’sinin gümrüksüz ve kotasız olarak ülkeye girmesine izin vermiştir. Bu karar, Xi ile Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina arasında Haziran ayında yapılan bir telefon görüşmesinden sonra alınmıştır. Bu hamle ile 8,256 Bangladeş menşeili ürün Çin pazarlarına gümrüksüz erişim imkanından yararlanmayı elde etmiştir. Yine bu yılın başlarında Bangladeş bir deniz limanı, bir köprü ve yüksek teknolojili parkları içeren 6,4 milyar dolar değerinde dokuz yeni proje geliştirmek için Çin’den finansman talep etmiştir. Çin, BRI projesinin en önemli ayaklarından biri olan Bangladeş ile uzun zamandır savunma alanında bağlarını kuvvetlendirirken, ekonomi ve enerji alanında da ülkede yüksek bütçeli altyapı projeleri yürütmektedir.
Bölgedeki nüfuzunu gittikçe artıran Çin, 27 Temmuz günü başkanlık ettiği online toplantıda Afganistan, Nepal ve Pakistan’ı Covid-19 krizinin üstesinden gelmek ve CPEC dahil olmak üzere BRI kapsamındaki projeler üzerinde çalışmaya devam etmek için “dört taraflı işbirliği” oluşturmaya çağırmıştır. Afganistan ve Nepal’i Pakistan gibi olmaya, dört ülkeyi Orta Asya’da daha aktif olmaya ve bölgede barışın sağlanması ve işbirliğinin artırılması için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğine dair çağrıda bulunmuştur. Sonuç olarak Hindistan’ın yakın çevresinde artan Çin nüfuzu, Hindistan’ın dış politikasını nasıl yönlendirmesi gerektiğine dair ciddi mesajlar vermektedir.
Hint-Çin Çatışmasına Dünyadan Tepkiler
Hint-Çin sınır çatışması sürecinde Hindistan dünyadan önemli destekler görmüştür. Hindistan’ın 20 askerini kaybetmesinin ardından ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya ve Maldivler gibi ülkelerden başsağlığı açıklamalarının Çin’i rahatsız ettiği oldukça açıktı. Çünkü bu olayın ardından Çin, “Galwan vadisinin Fiili Kontrol Hattı’nın Çin tarafında yer aldığını” belirtmiştir. Bu söylem Hindistan’ı oldukça şaşırtmıştır, çünkü Galwan Vadisi her zaman Hindistan’ın kontrolündeydi ve 1962’den beri Çin’in haritalarında bulunmamıştır.
Hint-Çin gerginliğinde, ABD arabulucu olmayı teklif etse de iki ülke de bunu kabul etmemiştir. Bununla birlikte üst düzey bir ABD senatörü olan Thom Tillis, Çin’i pandemiden sorumlu tutmak için 18 maddelik bir plan açıklamıştır. Tillis’in önem verdiği en önemli konu Çin’den üretim zincirini taşımaktır. Ayrıca Japonya’yı ordusunu yeniden inşa etmesi için cesaretlendirmek, Japonya ve Güney Kore’ye askeri teçhizat satışları teklif etmek, Çin’in ABD teknolojisini çalmasını durdurmak ve teknolojik avantajın yeniden kazanılması için Amerikan şirketlerine teşvikler sağlamak, Huawei’yi yasaklamak, DSÖ’nün bağımsızlığını sağlamak, Çin’in gelişmekte olan ülkeleri hedefleyen borç tuzağı diplomasisini ortaya çıkarmak gibi birçok ciddi önlemler sunulmaktadır. Tillis’in önerilerinde öne çıkan ikinci önemli konu ise Vietnam ve Tayvan’ın yanı sıra Hindistan ile de askeri ve stratejik bağların güçlendirilmesidir. Hint-Pasifik’teki nüfuzunu Çin’e kaptırmak istemeyen ABD, koronavirüse rağmen Japonya ile ortak askeri tatbikatlarını gerçekleştirmiştir. Çünkü bu iki müttefik, Çin’in pandemi ortasında Doğu ve Güney Çin denizlerindeki giderek artan iddialı deniz manevralarını izlemeye devam etmektedir. Bu anlamda Modi’nin Çin’e karşı sessizliği eleştirilirken, Brahma Chellaney bir tweetinde ABD-Japonya ortak tatbikatlarının aksine, pandeminin Hint Ordusu’nun iklimlendirilmiş birlik rezervleri üretmek için yıllık Ladakh tatbikatını iptal etmesine yol açtığını ve Modi’nin dünyanın en sıkı kilitlenmesini dayatması sayesinde Çin’in gizli müdahalelerine yardım ettiğini belirtmiştir.
ABD’nin ardından mevcut duruma yorum yapan Rusya ise kendine güvenen iki ülkenin yerleşik diplomatik mekanizmalar ve araçlar aracılığıyla bu durumdan bir çıkış yolu bulacağını söylemiştir. Öte yandan Rusya, Hint-Çin sınır çatışması sırasında Hindistan’a silah desteği sağlayacağını duyuran ülkelerden biri olmuştur. Rus S-400 silahları, Hindistan’a 2021 yılı gibi teslim edilecekse de ülkeye Çin ile yaşadığı gerginlik nedeniyle füze ve bomba tedariği sağlanacağı açıklanmıştır. Ayrıca Hindistan’a ABD, Rusya, İsrail ve Fransa’dan askeri anlamda da destek gelmiştir.
Rusya’dan sonra Almanya da Hindistan’ın Çin ile karşılaşmasını gündeme alan ülkelerden biri olmuştur. Almanya mevcut duruma doğrudan müdahale olmak istemediğini belirterek, her iki ülkeyi gerilimi azaltmaya çağırmıştır. Almanya 2001’den beri Hindistan’ın stratejik ortağıdır ve her iki taraf da hükümet başkanı düzeyinde iki yılda bir Hükümetlerarası Dayanışma (IGC) düzenlemektedir. Hindistan, Almanya’nın böyle bir diyalog mekanizmasına sahip olduğu seçkin ülkelerden biridir.
Hindistan’ın Çin ile artan gerginlik sürecinde destek gördüğü ülkelerden bir diğeri de Avustralya’ydı. Avustralya, Hint-Pasifik’teki iki büyük gücün mevcut sorunu ikili olarak çözmesini beklediğini dile getiren ülkelerdendi. Haziran 2020’de Hindistan-Avustralya liderleri online bir zirve düzenlemiştir. Görüşme sırasında her iki lider de Çin’den bahsetmese de Hint-Pasifik’in güçlendirilmesine dair görüş bildirmişlerdir. Bu açıdan bölgedeki demokrasilerin, Çin’in askeri ve ekonomik ağırlığına karşı koymak için daha geniş bir stratejinin parçası olduğu belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Çin’in, Güney Çin Denizi ve Honkong’da yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı agresif olduğu belirtilmiştir. Hindistan ve Avustralya lojistik destek için birbirlerinin askeri üslerini kullanma antlaşması yapmıştır. Antlaşma, askeri gemiler ve uçakların yakıt ikmali yapmasına ve bakım tesislerine erişmesine izin vermektedir. Benzer antlaşma ABD ile de yapılmıştır.
Hindistan, mevcut kriz nedeniyle birçok ülkenin, özellikle Batı’nın, desteğini görme fırsatı bulmuştur. Hindistan, kriz öncesinde Batı ile gelişen ilişkileri doğrultusunda Çin’in endişelerine karşılık olarak geçmişte olduğu gibi ülkenin bağımsız bir dış politika izlemeye devam edeceğini ve bağlantısızlığını koruyacağını belirtmiştir. Zira Hindistan, ABD ve QUAD bünyesindeki diğer ülkelerle Çin’e rağmen yakın ilişki yürütmek istememiş ve tarihi bağlantısızlık politikasını sürdürmeye devam etmiştir. Ancak Hindistan’ın bu çabası Çin’in bölgedeki saldırganlığını yatıştırma konusunda hiçbir faydası olmamıştır. Dolayısıyla Hindistan bağlantısızlık politikasından taviz vermeden ASEAN, QUAD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerine daha fazla yoğunlaşma yolunu seçmiştir. Sonuç olarak mevcut kriz vesilesiyle Hindistan’ın dış politikasını gözden geçirme imkânı bulduğu söylenebilir.
Krizin Hindistan’a Kattıkları
Devletler için krizler çoğu zaman olumsuz sonuçlar doğursa da Hindistan’ın Çin ile sınır gerginliği ülkeye (uluslararası mevcut durumla birlikte) iç ve dış politikada farklı perspektifler sunmuştur. Örneğin Hindistan, Çin ürün ve uygulamalarına karşı boykot uygulama kararı almış, bu karara karşı Çin menşeili en önemli haber ajanı Global Times ise Hindistan’ın bu uygulamasının işe yaramadığını ve Çin gümrük verilerine göre Çin’in Hindistan’a ihracatının Haziran ayında 4,78 milyar dolarken, Temmuz ayında 5,6 milyar dolara yükseldiğini açıklamıştır. Hint medyası ise bunun doğru olmadığını savunurken, Aatmanirbhar (kendi kendine yeten) ekonomi paketi kapsamında Çin ithalatına karşı uygulanan ambargoların ülkeye yeni yetenekler kazandırabileceğini göstermiştir. Zira Çin’den yapılan ithalatın 3/4’ünü oluşturan 327 ürünün (mobil telefon, Telekom ekipmanları, kamera, güneş paneli, klima, penisilin vb.) alternatif olarak tedarik edilebileceği ya da ülke bünyesinde üretilebileceği ihtimalleri konuşulmaktadır. Hatta son olarak Başbakan Modi, oyuncak üretimini artırma konusunda toplantı düzenlemiş ve oyuncakların Ek Bharat, Shreshtha Bharat (One India Great India-Hindistan’da farklı eyalet ve bölgelerde yaşayan farklı kültürdeki insanlar arası etkileşimi artırmayı amaçlayan 31 Ekim 2015’te Başbakan Narendra Modi tarafından açıklanan program) ruhunu ilerletmenin mükemmel bir aracı olabileceğini dile getirmiştir. Bunun yanında Modi, hızla büyüyen dijital oyun alanında da Hindistan’ın büyük potansiyelini kullanması ve Hint kültürü ve halk masallarından ilham alan oyunlar geliştirerek uluslararası dijital oyun sektörüne liderlik etmesi gerektiğini dile getirmiştir. Bu anlamda, Çin ile yaşanan mevcut kriz ekonomik anlamda Hindistan’ın kendi kaynaklarını değerlendirme ve farklı alternatifler arama yolunda önemli bir katalizör haline gelmiştir.
Diğer yandan, dış politika alanında komşuları ile ilişkilerine oldukça önem veren Hindistan, mevcut kriz sürecinde Çin’in, yakın çevresi üzerindeki etkisini daha net görme imkânı elde etmiştir. Özellikle Mayıs 2020 sonrası Çin’in Nepal, Pakistan ve Bangladeş ile ilişkileri Hindistan için mühim bir sinyaldir. Bu doğrultuda, halihazırda Nepal’in yeni bir harita yayınlaması nedeniyle gerginleşen ikili ilişkilerin yeniden yumuşatılmaya çalışılması yerinde bir adımdır. Hindistan ve Nepal 17 Ağustos günü, altyapı planları ve sınır ötesi demiryolu bağlantıları da dahil olmak üzere ikili projeleri hızlandırma konusunda anlaşmışlardır. Bu anlaşma, Başbakan Narendra Modi ile Nepalli mevkidaşı KP Sharma Oli arasında iki ülke arasındaki gerginliği yumuşatma amacıyla gerçekleşen telefon görüşmesinden iki gün sonra gerçekleşmiştir. Hindistan ve Nepal’in geçtiğimiz aylarda yaşadığı gerginliğin yumuşamaya başlaması umut verici olsa da Nepal’in, yayılmacı Çin tarafından parça parça işgal edilmesi oldukça endişe vericidir. Yine Çin’in Pakistan ile derinleşen ve Bangladeş ile de artan yakınlığına karşı Hindistan, bir an önce etkili bir politika izlemelidir. Zira Hindistan’ın covid-19 sonrası dünyada güçlü ve etkin bir ülke olarak varlığını sürdürebilmesi için Çin’in bölgedeki (özellikle Hindistan’ın tarihi, kültürel ve insani bağlarının kuvvetli olduğu alanlarda) faaliyet ve nüfuzuna karşı güçlü adımlar atmalıdır.
Küresel açıdan bakıldığında, Hindistan’ın bu kriz vesilesiyle Batı ile ilişkilerini bir üst seviyeye taşıma imkânı bulduğu söylenebilir (G-7 bünyesine katılım gibi). Ancak dünya Covid-19 salgını ile kavrulurken, birçok ülke gibi Hindistan da hem ülke içi hem de ülke dışında önemli sınavlar vermektedir. Çok değil, iki yıl sonra Covid-19 sonrası dünyaya hazırlanan tüm devletler için hâlâ birçok şey net değildir. Bu nedenle Hindistan’ın Çin’e sert bir çıkış göstermemesinin nedeni, Covid-19 sonrası şekillenecek dünyanın belirsizliği olarak okunabilir. Ayrıca pandemi sonrası için Rusya-Çin ve Hindistan’ın dünyayı şekillendirecek yeni güçler olarak zikredilmesi de Yeni Delhi’nin sakinliğinin ve mevcut gerginliği yumuşatma çabalarının arka planındaki stratejik bir hamle olabilir. Gelecekte Hindistan’ın dış politikasının nereye doğru evrileceği belli olmasa da güçlü bir Hindistan için, Çin ile sınır çatışması fırsat bilinmeli, sadece ekonomik değil savunma, ticaret, güvenlik, sağlık ve teknolojik gibi birçok alanda Hindistan kendi kendine yetebilme konusunda gerçekçi ve hızlı adımlar atmalıdır.
